sadelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sadelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2013 Salı

Teflon Tavadaki Meyveli Yaşpasta??? :))


Evlenip de Amerika'ya geldiğimde, ne oturacağım evim belliydi, ne de içindeki eşyalar...
Yeni evli olmanın, aslında daha çok Türkiye'den yeni gelmiş olmanın etkisiyle bakış açım biraz daha farklıydı o zamanlar...
Bir odalı evde oturamazmışım gibi gelirdi mesela... Ya da ikinci el eşya kullanamazmışım gibi... Ama 20 gün kadarlık o ev arama süresinde anladım ki, ne tek odalı ev büyük bir sorundu ne de ikinci el eşya...
Evet, ilk evim bir oda bir salon oldu bir şekilde ve eşyalarım da Türkiye'ye giden insanların bırakıp gittiği eşyalar... Yaşadıkça anladım ki, bunda birşey yok, burda birçok insan böyle yaşıyor ve kimse bu durumu garipsemiyor. Sanırım burasının en sevdiğim özelliği bu... Türkiye'ye gidince çok yabancı geliyor o konuşmalar, kendini başkalarına beğendirme çabaları, markalar... İstediğim gibi rahat giyinebilmeyi çok seviyorum mesela burda. 

Amerika'da yaşayanlar neyden bahsettiğimi çok iyi anladı biliyorum...

Çünkü hepimizde nasılsa burda geçiciyiz birgün gideriz hissiyatı var ve tabi ki sürü psikolojisi:) 'Herkes böyle yaşıyor' rahatlığı...

Oysa bu dünyada da geçiciyiz keşke unutmasak? Olmazsa olmaz zannettiğimiz bazı şeylersiz aslında ne kadar kolay olunduğunu bilsek keşke... Keşke başkaları nasıl görür diye hiç kafamıza takmasak.. Tıpkı burdan nasıl olsa gideceğiz diye düşündüğümüz ve hayatımızı ona göre ayarladığımız gibi, nasıl olsa dünyadan da gideceğiz diye düşünüp dünya hayatımızı da ona göre planlasak...

Bir dakika ya, teflon tavada yaşpastanın bütün bunlarla ne alakası var merak ediyorsunuz değil mi? :) 

Bu basit bir mutfak hikayesi sadece...

Türkiye'den yeğenim geldi demiştim ya, onun için bir yaşpasta hazırlayayım dedim... Kızım uyurken hızlı çekimde hepsini bitirme niyetiyle acele ederken yaptığım pasta kremasının soğumasını bekleyemedim ve krema daha çok duruyken pastanın arasına ve üstüne sürmeye kalktım. İşte yukarda anlattığım sebeplerden dolayı normal bir servis tabağına koyduğum pandispanyadan krema hızla aşağı süzülmeye başladı ve ben o panikle bir türlü uygun bir tabak ya da tepsi bulamadım. İşte o an elimde bu durumu kurtaracak tek kabın teflon tavam olduğunu farkedip tabağı tavanın içine oturttum. 



Çok komik göründü ama işe yaradı:)) 

Aslında yukardaki mevzuyla çok da bağlantılı değil bu olay, çünkü yeteri kadar hatta fazlasıyla mutfak malzemem var, geniş yuvarlak tepsim olmaması mutfak eşyası sıkıntısı çektiğim anlamına gelmez ama bu küçük olay bana çözmek istediğimizde az malzemeyle de sorunu çözebileceğimizi düşündürdü...

Öyle işte... :)

İki katlı olsun diye, bir pandispanya malzemeleriyle iki farklı boylardaki kalıplarda pişirip birleştirdiğim bu pastanın tarifi için ayrı bir post hazırlayacağım inşallah...

                               



Allah'a emanet olun...:))




Devamını oku...

13 Nisan 2013 Cumartesi

ÜSLÛP, DÜĞÜN, TEVAZÛ ve Hz FATIMA'nın ÇEYİZİ

Bu yazıyı uzun zaman önce Ahmet Turan Alkan'ın köşesinde okumuştum.

Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in, “Hazreti Ali” isimli eserinden...

Allah’ın Resulü buyurdular:

-Dünyalık olarak neye mâliksin ya Ali?

-Bir zırhla bir at. Bütün mâlik olduklarım bu kadar ey Allah’ın Resulü!..

Allah Resulünün gülümsemeleri büsbütün aydınlandı:
-Atın sana lâzım, git zırhını sat, parasını getir!

...

Hazreti Ali zırhını 480 dirheme sattı. Parayı Efendimiz’e getirdi; Efendimiz paradan birazını aldı ve gerisini Bilâl Habeşî’ye vererek,

-Bu parayla bir iki güzel şey alın” dedi.

Tahtadan bir sedir, sahtiyandan (keçi derisi) bir şilte ve yastık yaptırıldı

Şilte ve yastığın içi hurma lifleriyle doldurdu.

Hazreti Ali ve eşi Fâtıma validemizin düğün cihazı (çeyiz) işte bundan ibaretti.

...

Nikâh günü Efendimiz’in dadısı Ümmü Eymen, Fâtıma validemizi Hazreti Ali’nin evine götürüp teslim etti. İki genç, Efendimizi beklediler. Teşrif buyurulunca kızından bir çanak su istedi. Önce birazını içti, sonra,

-Buraya gel kızım, diyerek Fatıma validemizi çağırdı

Eliyle çanaktaki sudan Fâtıma’nın başına ve yüzüne göğsüne serpti,

-Allah sizi ve zürriyetinizi şeytandan korusun!

Sonra dâmadını çağırdı; aynı sudan ona da serptikten sonra şöyle dedi:

-Allah’ın ismi ve bereketiyle zevcen senindir.

Ve evden ayrıldı.





Düğün ziyafeti, o zamanın ölçülerine göre pek ihtişamlı oldu.

Hazreti Ebubekir’in kızı Esma diyor ki:

-O güne kadar Fâtıma’nın düğün ziyafetinden daha büyüğü görülmedi.

Bu düğün ziyafetindeki yemekleri sayacak olursak, gözlerindeki ihtişam ölçüsünü anlarsınız:

Arpa yemeği, hurma ve ayrıca yağ, yoğurt ve hurmadan yapılan basit bir yemek...

...

Hayatları veya yaşayış üslupları...

Hudutsuz bir sadelik, her türlü ihtiyaca yabancı bir kanaat, ellerine ne geçerse başka ellere aktarılmaya memur bilen bir cömertlik, her tezahüre karşı tatlı dil ve güleryüz, devamlı sabır, duraksız ibadet, sonu gelmez rikkat, ölçüye sığmaz şefkat.

Hayat üsluplarının başlıca şiarları....

*

Iyaz bin Himar'ın rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah bana mütevazı olmanızı bildirdi. Sakın kimse kimseye karşı övünmesin, kimse kimseye zulmetmesin."

Hz. Ömer minberde şöyle hitap ediyordu:

"Ey insanlar! Mütevazı olunuz. Çünkü ben Peygamberimizin şöyle buyurduğunu işittim: "Allah için mütevazı olanı Allah yükseltir."

---

(Fotoğraflar netten alıntı olup, Hz Fatıma'nın evine aittir)
Devamını oku...