hz Fatıma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hz Fatıma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2014 Çarşamba

Çığlık-Hz Fatıma'nın Şiiri

Karadır rengi ayrılıkların...
Hasretse, yaşanabilecek en zor duygunun adıdır bence.
Aşktan da zordur, çünkü aşkta arada mutlu olur insan...
Hasretse içinde cam olan birşeylerin kırılıp kırıkların kalbine batması gibidir, acıtır...
....

Nasıl bilmiyorum, Hz Fatıma düştü aklıma gece gece...
Hasret deyince O geldi aklıma ya da Hz Fatıma deyince hasret...

Hani hakkında "Fatıma Benden bir parçadır" övgüsü olan Hz Fatıma..

Hani, Babasının yakında vefat edeceği haberini alınca önce acı dolu bir çığlık savurup tesellinin ardından teskin olan Hz Fatıma....

Çığlık atar çünkü çok yakında kendini terkedeceğini öğrenir babasının...
Rahatlar çünkü müjde büyüktür: Bana en çabuk kavuşacak olan sensin....

Evet evet çabuk öleceği müjdesi! verilmiş kendisine...
O da mutlu olmuş, rahatlamış.

Baba Resulullah (sav) olur da, ayrılığa dayanılır mı hiç...
Hangi evlat onun kadar sever ki babasını ve hangi baba-kız ayrılığı onlarınki kadar zor olurdu ki...

Hz Fatımanın çok özel yeri olmalı Babasında...
Düşünün bir kere, diğer evlatlarının hepsini Kendi elleriyle gömmüş toprağa. Bir tek kızı kalmış geriye. 

.....

Bir çığlık hayal ettim az önce, karanlığı delip geçen...
Babası Resulullah (sav) olan bir kız evladın Babasının vefat haberinin karşılığı bir çığlık...

Ve bu şiir düştü kalbime: 

Üzerime öyle musibetler döküldü ki;
Bu elemler, gündüzlerin üstüne dökülseydi,
Nurlu gündüzler,simsiyah gece kesilirdi…

Ben birtek bu mısraları biliyordum.

Hz Fatıma'ya ait bu mersiye şiirinin tamamını bulmak için bir mini bir araştırma yaptım az önce:

“O gün ; gökyüzünün ufukları bozardı…
Gün ortasında,güneşin ziyası köreldi…
Evvel zamanların ve sonraki vakitlerin, kainatı karardı…
Peygamberin vefatından sonra dünya,
Hüzün ve kederden bir kum yığınına döndü…
Artık şimdi;Doğuların ve Batıların bütün şehirleri Ona ağlasın!
Mudar ve Yemen’in bütün kabileleri matem tutsun…
Üzerime öyle musibetler döküldü ki;
Bu elemler, gündüzlerin üstüne dökülseydi,
Nurlu gündüzler,simsiyah gece kesilirdi…
Ey, Rabbinin davetine icabet eden Babam!
Ey,Makamı Firdevs Cennet’lerinde olan Babam!
Ey, Cebraile ölüm haberine verdiğimiz Babam!
Ey, benim aziz Babam! Sana Rabbinin daveti!
Ey,benim aziz Babam! Yerin Firdevs Cenneti
Ey,benim aziz Babam! Derdimizi ancak Cebrail’e yanacağız!”


Ne güzel olur cennette beraber olsak!

Devamını oku...

13 Nisan 2013 Cumartesi

ÜSLÛP, DÜĞÜN, TEVAZÛ ve Hz FATIMA'nın ÇEYİZİ

Bu yazıyı uzun zaman önce Ahmet Turan Alkan'ın köşesinde okumuştum.

Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in, “Hazreti Ali” isimli eserinden...

Allah’ın Resulü buyurdular:

-Dünyalık olarak neye mâliksin ya Ali?

-Bir zırhla bir at. Bütün mâlik olduklarım bu kadar ey Allah’ın Resulü!..

Allah Resulünün gülümsemeleri büsbütün aydınlandı:
-Atın sana lâzım, git zırhını sat, parasını getir!

...

Hazreti Ali zırhını 480 dirheme sattı. Parayı Efendimiz’e getirdi; Efendimiz paradan birazını aldı ve gerisini Bilâl Habeşî’ye vererek,

-Bu parayla bir iki güzel şey alın” dedi.

Tahtadan bir sedir, sahtiyandan (keçi derisi) bir şilte ve yastık yaptırıldı

Şilte ve yastığın içi hurma lifleriyle doldurdu.

Hazreti Ali ve eşi Fâtıma validemizin düğün cihazı (çeyiz) işte bundan ibaretti.

...

Nikâh günü Efendimiz’in dadısı Ümmü Eymen, Fâtıma validemizi Hazreti Ali’nin evine götürüp teslim etti. İki genç, Efendimizi beklediler. Teşrif buyurulunca kızından bir çanak su istedi. Önce birazını içti, sonra,

-Buraya gel kızım, diyerek Fatıma validemizi çağırdı

Eliyle çanaktaki sudan Fâtıma’nın başına ve yüzüne göğsüne serpti,

-Allah sizi ve zürriyetinizi şeytandan korusun!

Sonra dâmadını çağırdı; aynı sudan ona da serptikten sonra şöyle dedi:

-Allah’ın ismi ve bereketiyle zevcen senindir.

Ve evden ayrıldı.





Düğün ziyafeti, o zamanın ölçülerine göre pek ihtişamlı oldu.

Hazreti Ebubekir’in kızı Esma diyor ki:

-O güne kadar Fâtıma’nın düğün ziyafetinden daha büyüğü görülmedi.

Bu düğün ziyafetindeki yemekleri sayacak olursak, gözlerindeki ihtişam ölçüsünü anlarsınız:

Arpa yemeği, hurma ve ayrıca yağ, yoğurt ve hurmadan yapılan basit bir yemek...

...

Hayatları veya yaşayış üslupları...

Hudutsuz bir sadelik, her türlü ihtiyaca yabancı bir kanaat, ellerine ne geçerse başka ellere aktarılmaya memur bilen bir cömertlik, her tezahüre karşı tatlı dil ve güleryüz, devamlı sabır, duraksız ibadet, sonu gelmez rikkat, ölçüye sığmaz şefkat.

Hayat üsluplarının başlıca şiarları....

*

Iyaz bin Himar'ın rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah bana mütevazı olmanızı bildirdi. Sakın kimse kimseye karşı övünmesin, kimse kimseye zulmetmesin."

Hz. Ömer minberde şöyle hitap ediyordu:

"Ey insanlar! Mütevazı olunuz. Çünkü ben Peygamberimizin şöyle buyurduğunu işittim: "Allah için mütevazı olanı Allah yükseltir."

---

(Fotoğraflar netten alıntı olup, Hz Fatıma'nın evine aittir)
Devamını oku...