mutfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2013 Salı

Hızır Yemek: Fırında Mantarlı Tavuk

Artık bloğuma öyle alıştım ki, birkaç gün yazamasam birşeyler eksikmiş gibi geliyor. Son zamanlarda farklı yoğunluklarım var. Üstüne bir de hastalık eklenince, biraz uzak kaldım buralardan... Şu anda yanımda peçeteler, bir gözüm yatakta kızım uyuyorken ben de uyusam diyorum ama bir tarafım 20 dk ayırıp bu postu hazırlamam gerektiğini söylüyor ve ben de o tarafı dinliyorum:)


Bugün sizlere uzun zamandır vermeyi planladığım bir tariften bahsedeceğim:


İsmini ben koydum; Hızır yemek:)


Çünkü bu yemek tam zorda kaldığınızda sizi kurtaracak, hatta zorda kalmasanız da zevkle yapabileceğiniz bir yemek. Sonu Allah'ın izniyle garanti olduğundan ve yapımı da pek kolay olduğundan, misafir geleceğinde korkmadan yapabileceğiniz bir yemek olması hasebiyle ismini Hızır yemek koydum;)


Sevgili ablamın tarifi bu... İlk öğrendiğimde İtalyan usülü tavuk yemeği demişti. Gerçekten öyle mi bilmem, bildiğimse bu yemeğin hem benim hem de ablam için kurtarıcı yemek olduğu.. Gerçi canım ablamın mutfakta kurtarılmaya pek ihtiyacı yoktur, istedi mi döktürür ama ben bu yemek vesilesiyle çok yemek davetini rahatlıkla atlattım. 


Denerseniz ne demek istediğimi anlarsınız inşallah.


Bu tarifi mutfakta yemek yaparken hala stres yaşayan tüm acemi hanımlara, özellikle yeni gelinlere ithaf ediyorum;)


Malzemeler:


2 tavuk göğsü

1 paket mantar

2 kırmızı biber (kapya deyince fiyakalı oluyor ya onlardan:))

1,5 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

1 kutu krema ( benim krema bulamadığımda sütün içine bir iki kaşık krem peynir karıştırıp eklemişliğim, hatta krem peynir bulamayınca da sırf süt eklemişliğim var, çok da bir fark olmuyor ama tabi kremanız varsa onu kullanın..:))

Sıvıyağ

Tuz

Kekik

Kimyon


Yapılışı:


Tavuğu iyice yumuşayana kadar haşlayın. ( ben haşlarken içine defne yaprağı, kekik ve tabi ki tuz ekliyorum)

Tavuklar haşlanırken, az sıvıyağda mantarları bıraktıkları suyu çekene kadar soteleyin. Suyunu çekerken kimyon ve tuz atın.

Uzun uzun (bunun fiyakalı adı da jülyen:)) doğradığınız biberleri de ayrıca soteleyin.

Tavukları uzun uzun didikleyip fırın kabınıza koyun. 

Ardından mantar ve biberleri de ekleyin. 

Kaşarın bir bardağını ve kremasını ekledikten sonra tuz ayarını yapıp üzerine de kalan yarım bardak kaşarı serpiştirin ve fırında kaşarlar eriyene kadar pişirin. 


Sonra da şükretmeyi unutmadan yiyin:))


Mımmmm (evet bu da lezzetin sesi:))


Gerçekten gösterişli ve lezzetli oluyor. 


Annemim bu ve benzeri yemekler için yorumunu söyleyerek istirahat etmeye gidiyorum:


' Bu kadar malzemeyi bana koysan ben de güzel olurum' :)))


Canım annem benim, sen zaten güzelsin:)


Allah'a emanet, görüşmek üzere;)))



                                   

                                 
Devamını oku...

6 Haziran 2013 Perşembe

Muzlu Ekmek Olur mu?

Oldu!

Hem de pek güzel oldu, özellikle kahvaltıda...

Çocukken evde muz varsa mutlu olurdum ben, öyle kıymetliydi... Lisede yatılı kaldığım yurtta bir arkadaşımın beni sevindirmek için yatağıma muz bıraktığını hatırlıyorum:)

Annem de gazetede mi okumuş ne muz çok yararlıymış, kahvaltı kadar değerliymiş, kızım muz yedi mi diye sorar hep:))

Burdaysa en ucuz meyve muzdur herhalde. En ucuz meyve muz olunca her markete gittiğimizde alıyoruz sanırım. E haliyle kıyıda köşede unutursak muzlar bazen fazla yumuşuyor. Türkiye'de böyle bir durumla karşılaşılır mı bilmiyorum (çünkü dediğim gibi bizim muzlar genelde çok yumuşamaya fırsat bulamazlardı) ama burda geçenlerde nasıl olduysa bir iki muz fazla yumuşamıştı ve araştırmalarım sonucu bu ekmeği buldum. Yiyince ağzınıza muz tadı geleceğini falan sanmayın, muz tatlı bir aroma veriyor sadece. Ama içinde muz olduğunu bilmek bile güzel geldi bana. Denemek isterseniz buyrun:

Muzlu ekmek için; 

Malzemeler:
3 bardak beyaz un
½ bardak tam buğday unu
1 tatlı kaşığı instant kuru maya
1 tatlı kaşığı tuz
1 büyük olgun ezik:) muz, 
30 gram tereyağı
¼ bardak süt
¾ bardak su
Ben yine makinada yaptım ama elle yapmak isterseniz 40 fırın ekmek sitesine bakabilirsiniz, tarifi ordan aldım.

Makinada yapılışı:

-Hazneye önce süt, su ve püre halinde muzu ekleyin.
-İlk bardağı serpiştirerekten unu ilave edin.
-Tuzu ve küçük parçalara ayırdığınız yumuşak tereyağını da unun üzerine serpiştirin.
-Unun ortasına da mayayı ekleyin

Beyaz ya da temel ekmek programı, 750 gr, açık kabuk renk ayarında makineyi çalıştırın.

Afiyet olsun:))










Devamını oku...

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Bir Gönül İnsanı ve Amerikan Usûlü Kabak (Tatlısı?)

Başlıkta adı geçen kabak bu: 



 Ama önce sizinle paylaşmak istediğim başka düşüncelerim var;

Memleketimden kilometrelerce uzakta da olsam, -bana memleket sıcaklığını hem de aynı dili konuşamıyor olsak bile- hissettiren bir insan var... 
Arnavut kökenli bu sevimli insanın ismi Zahide Abla ve Türkçe bilmese de, hatta muhetemlen İngilizce konuşamasanız da anlaşabileceğiniz, samimiyetini hissedebileceğiniz bir insan...
Uzun yıllar önce buraya gelip yerleşmiş, oldukça varlıklı bir aileye gelin gitmiş, gönlü sıcak kalbi temiz bir insan Zahide abla. 
Buraların oldukça zengin sahil semtlerinden birinde oldukça kaliteli bir restoranları ve daha bilmediğim kimbilir daha ne işyerleri var.. Bahsi geçen semtte bahsi geçen restoranın karşısında bir de kiraya verdikleri bir işhanları var bu ailenin. Ve işte Zahide abla bu işlek caddede, sahile sadece beş dakika olan mesafedeki bu işhanının altını bir mescid yapmış. Mescid dediysem öyle imamı falan yok... Hatırı sayılır büyüklükteki bu mescidin anahtarını herhalde kırk kişiye vermişimdir diyor Zahide abla... Cevrede namaz kılmak isteyip de yer bulamayan insanlar geliyorlarmış buraya... İnsanlar secde edecek yer bulsun diye burayı tahsis etmiş yani.. 
Bir de Pazar günleri tanıdıklarını topluyor ve Endenozyalıdan Bangladeşlisine, Bosnalıdan Libyalısına, Kosovalıdan Makedonyalısına, Türkünden Arnavutuna bu 'sister'lar bir araya gelip bildikleri kadarıyla dini sohbet yapıyorlar. Ve Zahide abla bu insanlara her Pazar, hatırı sayılır bir menüden oluşan yemekler hazırlıyor. Hazırlarken yardım için yanına gittiğimde hep "dava, dava" diyor:) yani demek istiyor ki, 'bütün bunları belki bir iki insan fazla gelir de üç beş kelam öğrenir diye hazırlıyorum' ...
Sizin de aklınıza Hz Hatice geldi değil mi?
Sonra sofrada oturup huzurla yemek yerken de 'inşallah cennet sofra Ya Rab' diyor:))
Öyle tatlı ki...

Tabi ki böyle varlıklı bir aile olunca evleri de oldukça güzel... Bizim boğazdaki yalılara benziyor:)) bakın bu fotoğraf evin içinden çekildi: 




Evindeyken onunla alakalı bir yazı yazmak yoktu aklımda ondan daha güzel fotoğraflarım yok ama sanırım bu da evin nasıl bir yerde olduğunu anlatıyor. Kendi de öyle mütevazi ki (maşallah) kıyafetinden bile asla anlamazsınız zengin olduğunu. Her hali dünyada gözü olmadığını belli ediyor.
İyi ki Türkçe bilmiyorsun ablam, yoksa bu kadar rahat yazamazdım;)

Evine gittiğimizde muhakkak önünüze çeşit çeşit ikramlar, çerezler, meyveler, çocuklar için oyuncaklar ve televizyonda Türk kanalları açılıyor:) gerçi bu gidişimde annem umrede diye canlı yayın Kabeyi açtı sağolsun:))

Gel gelelim bu ablamızın işte bu anlattığım kadar güzel ve şatafatlı hayat içinde, gözüne baktığınızda ilk öne çıkan duygunun 'hüzün' olduğunu görüyorsunuz... Dertli, acılı olduğu her halinden belli.. Sanırım 6 yıl önce oğlu trafik kazasında vefat etmiş ablamın, bir de torun bırakmış ona... İşte oğlu bu gidişiyle dünyadan nazarını öteye çevirtmiş annesine... Sanki uzaklara aitmiş de yakınlarda hapsolmuş gibi bir hali var hep...

İşte kavanoz dipli dünya ( ne demekse bu deyim de) ona da göstermiş yüzünü.  Hamdolsun ki, ağlayıp hayata küsmek yerine o ağlayıp öteye gözünü dikmeyi tercih etmiş. Öyle belli ki gitmek istediği... Ahiretine yatırım için de elindeki her imkanı kullanıyor maşallah. Kimi insan içmeye, eğlenmeye dalar, unutmayı seçer kimi de işte böyle gitmeye hazırlık yapar, muhabbet eder...

Gözyaşı her an akmaya hazır olsa da, kelimeleri neşe dolu: bir 'I love you' deyip sarılışı var ki sormayın:)))

Kabağa nasıl geçiş yapacağımı merak ediyorsunuz değil mi?:)))

İşte bu Zahide abla var ya çevrede 'çok iyi aşçı' olarak biliniyor. Ben de kabağın bu halini ondan öğrendim. Getirdi önüme tabağı, çekinerek bir çatal attım ve sonra bir çatal daha....sonra çaktırmadan birkaç dilim daha aldım:)) sevdim yani... Sonra aramızdaki diyalog şu şekilde devam etti. Bu arada malzemeleri ve tarifi vermiş olacağım, dikkatinize:))

'Nasıl pişirdin abla bunu?'
'Dilimle fırına koy, çok kolay' 

Allah'ım kabuk bile soymuyorsun...

'Kaç derece?'
'Bilmem ki 375 f falan'
'Kaç dakika'
'Böyle (parmağıyla kabağa bastırıp)yumuşayana kadar'

Dönüşte işte bu kabağı aldım: 




Ve doğrayıp, pişirdim yumuşayınca da çıkarttım. Kızım da dahil biz çok sevdik.
Anneme sordum 'Türkiyede bu kabaktan var mi' diye ama annem 'var ama biz onu bükmeye (gözleme) katarız, öyle yenmez, oranın toprağı farklıdır ' dedi. Denemesi size kalmış, Amerikadakilereyse tavsiye ediyorum gerçekten... Şeker bile eklemiyorsun, oldukça sağlıklı....

Not: Başlıktaki soru işaretinin sebebi de bu; bu kabak tatlı desem değil, yemek desem hiç değil....

Afiyet olsun:)))
Devamını oku...

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Ekmek Pizzasını Bir de Böyle Deneyin, Evde Bayat Ekmeğiniz Kalmasın...

"Kahvaltılık sıcak birşey arayanlara" başlığıyla yayınladığım yazının tıklanma oranına bakınca anladım ki insanlar kahvaltılık sıcak yiyecekler arayışında:)))
Madem öyle, bugünkü tarif de bu amaca hizmet etsin...

Bizim evde ekmekleri makina pişirince, biz de evde 2,5 kişi olunca yaptığım ekmek (cramberry'li ekmek değilse) bir günde bitmez genelde... Ondan sebep evde her daim bayat ekmek olur ve benim onları bir şekilde tüket(tir)mem gerekir...

İşte bu tarif bu konuda gerçekten çok işe yarıyor!

Muhtemelen, herkesin bir ekmek pizzası vardır ama birazdan anlatacağım şekilde yapmıyorsanız bence bir dahaki sefere kesinlikle böyle deneyin... Kime yapsam çok beğendi, ortalama 10 günde bir yapıyorum sanırım ve her defasında kapış kapış yiyoruz...:)))



 İhtiyacınız olan malzemeler sadece;

İstediğiniz kadar bayat ekmek dilimi (hadi dokuz dilim diyelim:))
2 tane tercihen yeşil (ama rengi çok da farketmez) biber
2 ya da 3 tane domates 
Kaşar peyniri rendesi
Tuz
Zeytinyağı

Yapılışı:

Biberleri istediğiniz boyutta doğrayın. ( ben genelde yemeklik doğradığımdan az büyük doğruyorum) 
Zeytinyağı koyup ısıttığınız tavaya biberleri ekleyin ve hemen domatesleri doğramaya başlayın.(boyutu yine size kalmış)
Biberlerin iyice ölmesini beklemeden domatesi de tavaya ekleyin.
Bu aşamada fırını 180 derece ya da 360 f ye getirin.
Domates suyunu azıcık salınca tuzu ekleyip ocağın altını kapatın.
Ekmeğinizin taze olduğu günlerde olayı burda bitirip, harcı tabağa almak suretiyle ekmeğinizi bana bana zevkli bir kahvaltı yapabilirsiniz:)
Ben bazen nane de ekliyorum, zenginleştirmek size kalmış.
Sonra bir kaşık yardımıyla ekmeklerin üzerine harcınızı yayın. Suyu, yağı ne varsa hepsini ekmeklerin üzerine sürün..
En üste de kaşar peynirini serpiştirdikten sonra tepsiyi fırına verin ve kaşarlar eriyip biberler azıcık buruşuncaya kadar pişirin.
Sonra da sıcak sıcak.....:))
Hımmmmm

Elhamdulillah...

Afiyet, şifa olsun...




Devamını oku...

9 Mayıs 2013 Perşembe

Memleket Özlemiyle Yapılmış Kıymalı Pide

Bugün yine memleketini çok özlemiş birinden, memleketinde çok kolay bulabileceği ama malesef burda ancak mutfakta yapabildiğiyle yetinmesi gerektiği bir tarif vereceğim size...

"Tarifcikler" köşeme tarif yazarken kesinlikle denediğim* ve tadını gerçekten beğendiğim tarifleri seçiyorum.. Bu blog bir yemek bloğu olmadığından, bloğumda şu tarif de olsun, arama motorlarımda çıksın gibi bir derdim yok. Dolayısıyla bir tarifi denemiş olmak ve beğenmiş olmak yayınlamak için yeterli... İşte bugün de size değerli arkadaşım Müberra'da yediğim ve bayıldığım bir pide tarifi vermek istiyorum. O bize kıymalı yapmıştı, ben ıspanaklı da yaptım iki çeşit oldu.

(*) "denediğim" kelimesinin üstünde durmak istiyorum çünkü ben mutfakta çok tecrübeli sayılmam, eğer denemişsem ve güzel olmuşsa muhtemelen o tarif kalitelidir;) )

Evlenip yemek yapmaya başlamadan önce, kendimi hiç mutfağa girip pideler yapan biri olarak hayal etmemiştim. Artık ne bekliyorduysam, bu işi benim için hizmetçilerim yapacak falan mı sanıyordum bilmiyorum:)

Fotoğraflarda da gördüğünüz gibi pidelerim çok simetrik olmadı ama tadı gerçekten çooook güzeldi, siz görüntüsünü de çok güzel yaparsınız inşallah:)


Bu çok lezzetli pide için;





Yapılışı:

Ben instant maya kullandığımdan, önce su, şeker ve tuzu karıştırıp sonra unu, una da mayayı ekledim. Hamur ele yapışmadığında yoğurmayı bıraktım ve mayalanmaya bıraktım.

İçini hazırlamak için de, soğanı minik minik doğrayın kıymayla yoğurduktan sonra tavada biraz kavurun. Bu pidedeki tadın sırrı soğanının çok olmasındaymış ve soğanı önce kavurmak yerine kıymayla yoğurup kavuruyorsunuz.

Mayalanan hamurdan istediğiniz büyüklükle bezeler koparıp unladığınız zeminde merdane yardımıyla oval bir şekilde açın.

Sonra içine erittiğiniz tereyağını fırça ardımıyla sürün ve iç harcınızı cömertce yayın. (Müberra üstüne kaşar koyacaksan zemine tereyağı sürmeyebilirsin, ağır olabilir demişti ama ben unutup sürdüm ağır olmadı)

İç harcın üzerine rendelenmiş kaşar peynirini de serpiştirin ve kenarlardan iyiyce kapatın.

Kapattığınız müstakbel pideleri 200 derecede, ısıtılmış fırına verin.

Bizimki 20 dakikada pişmişti...

Fırından çıkınca sıcakken acımayın ve üstüne tekrar tereyağı sürün:)

Biz biraz abartıp hepsini bitirdik ama normalde bu ölçü dört kişiyi doyurur...

Afiyet olsun...

Not: Geçenlerde bir yerde "yemek yemeden önce eskiden Besmele çekerdik şimdi fotoğraf çekiyoruz" diye bir söz okudum çok üzüldüm. İnşallah biz Besmeleyi de unutmayalım..:)

 Ağzınızın tadı hiç bozulmasın.....;)
Devamını oku...

30 Nisan 2013 Salı

Kahvaltılık "sıcak birşey" Arayanlara :)

Kahvaltılar bizim evde gerçekten özeldir...
Nedense sofrada sıcak birşey olmadan kahvaltı yapmayı sevmiyoruz. Sanırım öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlık bu.. Eskiden kahvaltısız gün geçirdiğim çok olurdu ama kızım sayesinde pek kahvaltısız günümüz olmuyor artık.. 

Bu tarif de işte "sıcak birşey" olarak bu sabah soframızdaydı. Öğrenciyken öğrenmiştim patatesin bu lezzetli halini. Tatlı bir Saadet ablam vardı o öğretmişti orjinalini.(ben sonradan kaşar ilave ettim)
Gerçekten ya bu patates ne mübarek sebzedir ki değişik birçok lezzete dönüşebiliyor... 
Sakın ha küçümsemeyin patatesi, tarihi o kadar da eskiye dayanmıyor. Sanırım 200 yıl kadar önce gelmiş memleketimize.. Düşünsenize Fatih Sultan Mehmet patates yiyememiş:)) 

Ana yurdu olan Amerika'da da süt ürünlerinden sonra en çok patates tüketiliyormuş. 

Bu kadar gerekli! bilgiden sonra tarifimize geçelim mi?:)

Malzemeler;

-2 patates ( patates büyükse bir patates olsun çünkü fazla gelirse içi çiğ kalabilir)
-1 yumurta
-Yarım su bardağı kaşar peyniri rendesi ( isterseniz arttırabilirsiniz)
-Tuz ve istediğiniz baharatlar
-Tereyağı

Yapılışı:

Patatesleri rendeleyin ve tereyağı hariç diğer malzemelerle karıştırın. 
Teflon tavayı biraz ısıtın ve tereyağını eritin.
Karışımı ince tabaka halinde yayın. (İnce olmazsa içi pişmeyebiliyor)
Orta ateşte altı kızarınca tabak yardımıyla ters çevirin ve diğer tarafını da kızartın. 
Sonra da Besmele çekip şükrederek yiyin. :)





Afiyet olsun

İnşallah yapar ve beğenirsiniz...

Neşeli, kahvaltılı günler diliyorum....
Devamını oku...

22 Nisan 2013 Pazartesi

En Güzel Ekmek: Çiçek Ekmek

Şöyle yan binanın altında şirin bir fırın olsaydı...
Her sabah taze ekmek kokusu burnuma burnuma gelseydi...
Ben hergün gidip "abi en tazesinden bana bir çiçek ekmek" deseydim...
Eve gelene kadar ucundan azıcık yeseydim...
Eve gelince de ekmeğin ortadaki parçasına göz dikseydim...

Oturup evde bu ekmeği yapar mıydım???

Hayır yapmazdım biliyorum.

İşte yurt dışında ollmanın faydalarından biri daha; memlekete ait özlediğin tatları bulamıyorsan oturuyor ve kendin yapıyorsun. Aman Allah'ım ya internet tarif paylaşılan bir platform olmasaydı??? O zaman vay benim ve ev ahalisinin haline denebilirdi sanırım. 

Evet ben Türkiye'de olsam oturup çiçek ekmek yapmazdım ama yapmalıydım.. Hangisi içine ne kattığını bildiğin temiz mutfağında yaptığın ekmeklerin yerini tutar ki...

Siz bana benzemeyin, Türkiye'de yaşıyorsanız da yapın derim yok yurt dışındaysanız zaten hiç düşünmeyin hemen yapın...

Biz yaptık bayıla bayıla yedik hamdolsun:) 



Tamam ben hamuru ekmek yapma makinasında yoğurttum ama elde de yoğurabilirsiniz.

Bu güzel ekmek için;






Yapılışı:

-Hazneye ilk olarak suyu, sütü , balı ve tereyağını koyun. Unu bir kaşıkla serperek koyduktan sonra tuzu ekleyin ve unun ortasında küçük bir çukur açıp içine mayayı serpiştirin.

-Hamur programını seçerek makineyi çalıştırın.(kıvam kulak memesinden yumuşak olacak)

- Programın bitiminde hamuru alıp 1 tanesi biraz daha büyük diğer 8 tanesi eşit, toplam 9 parçaya ayırın. Her bir parçayı iki elinizle yuvarlayarak altta kalacak kısımı bohça yapar gibi büzüp kapatın. İyice yağlanmış 20 cm çapındaki yuvarlak bir kek kalıbına büyük parça ortada diğerleri kenarlarda olmak suretiyle (çiçek şeklinde) hafifçe birbirlerine değer şekilde yerleştirin.

-45 dakika daha tepside mayalandırın.

- Mayalanan ekmeğin üzerine iyice çırpılmış yumurtayı yumuşak hareketlerle sürüp çörekotu serpin.

- Önceden ısıtılmış 220 derece fırında yaklaşık 30 dakika, ya da üstü iyice kızarana kadar pişirin.

Hamuru da elde yoğurmak isterseniz 40fırın ekmek sitesinden yapılışını öğrenebilirsiniz...

Lezzetin sesini duyuyor musunuz??? 

Mmmmmmm:))))
Devamını oku...

18 Nisan 2013 Perşembe

İskender Kılığına Girmiş Köfte:)

Üst katımda üç şirin öğrenci kızlar yaşıyor. Aylardır birbirimize sadece selam veriyor bir de belki en fazla nerelisin muhabbeti yapıyorduk. Geçen hafta bir tanesi kızımı sevmek istediğini, ona kuzenlerini hatırlattığını söyleyince birden ilişkilerimiz güçlendi. Ben istediği zaman kızımla oynayabileceğini söyledim, o bir kere bize uğradı... derken geçen akşam yemeğe çağırdım. Normalde özellikle İngilizce yetersizliğinden bu tarz ortamlarda konuşma zorluğu çeker, bir gözüm hep saatte olurdu ama bu sefer vaktin nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Sanırım 5 saat kadar ordan, burdan -artık ne kadar konuşabildiysem- konuştuk durduk...Doğumgünü bile kutladık:) arkalarımdan kapıyı kapattığımda yine çok kızdım kendime. Aylardır çalmalıydım kapılarını....

Neyse çok uzatmadan yemeğimize geçelim. Tabi misafirim geldi sofrada şunlar şunlar vardı falan diyebileceğim bir masa yoktu:) ama tek çeşit de olsa ortaya koyduğum yemeği çok beğendiler. ( üstelik bir saat gecikmeli başladığımız ve yoğurtlu olduğundan yemeği ısıtamadığım halde)

Siz de benim gibi iskender seven biriyseniz bence bu yemeği de çok seveceksiniz. Ekmek, yoğurt, et ve sos kombinasyonu olduğu için bana iskender tadını hatırlatan bu yemeği kaç defa yaptım hatırlamıyorum bile.

Önceden köfte yapacaksam yanında taze ekmek olsun ister, taze ekmek yoksa o gün köfte yapmazdım.(çünkü illa ki köfteyi ekmek arası yapmam gerekiyor) Bu tarifle elinizdeki bayat ekmekleri önemli miktarda değerlendirmiş olacaksınız çünkü hem köftede hem de tabanında bayat ekmek kullanılıyor.

Bu kadar reklamdan sonra yemeğimizin tarifine geçelim mi?

İskender kılığına girmiş köfte için;





Yapılışı:

-Başlarken önce Bismillah deyin:)

-Köfte için tüm malzemeyi yoğurun ve parmak kalınlığında köfteler yapın.

-Az yağda köfteleri kızartın.

-Önceden küp küp doğrayıp kızarttığınız ekmeği servis tabağına alın.

-Üzerine azıcık tuzladığınız yoğurdu dökün.

-Yoğurtladığınız ekmeklerin üzerine köfteleri de dizin.

Sos için de,

-Tereyağını eritip salçayı soteleyin.

-Rendelenmiş domatesi ilave edin.

-Kaynayınca dört beş yemek kaşığı su ekleyin ve orta kıvamda bir sos hazırlayın.

-Sos kıvamını yakalayınca köftelerin üzerine sıcak sıcak dökün.


Besmele çekip yemeği ve şükretmeyi unutmayın:)

Bu güzel tarif için umutsepetim.com a çok teşekkür ediyorum....


Devamını oku...