florida etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
florida etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2013 Salı

Bir Florida Parkında Bir Sonbahar....


Ben severim sonbaharı...
Güneşin batışını da severim...
Ayrılıkları, hüzünleri hatırlatsa da severim...
Zaten şu üç günlük dünyada sürekli ayrılık yaşamıyor mu insan? 
Sürekli bitişle başlayan başkangıca yaklaşmıyor mu?

O yüzden özlerim hep sonbaharı. Hoş ben zaten bir tek yaz mevsimini sevmiyorum. Biliyorum yanlış eyaletteyim:) 
Burda doğru dürüst sonbahar da yok:)
Hava bir ısınıyor bir soğuyor anlamadık gitti...
Dır dır etmek yerine burdaki çok güzel bir parktan görüntüler hazırladım bugün size... Sevmiyorum falan diyorum ama biliyorum ki, bu kadar doğal güzellikle iç içe olmayı özleyeceğim burdan ayrılırsam...

İşte bir Pazar akşam üstü minicik bir park gezisinden kareler...



Sizce de bu ağaç pileli etek giymiş gibi durmuyor mu?:))

Devamını oku...

3 Haziran 2013 Pazartesi

Sabah Erken Kalkıp Florida'da Sahile Gitmek...

Buralarda artık gündüzleri dışarda sıcak yüzünden nefes almak zorlaşmaya başladı. Klimaların vesilesiyle eve girince müthiş bir ferahlık hissediyorsunuz ama dışarda hayat gerçekten zor...

Geçenlerde can kardeşim eşiyle bizi ziyarete geldiklerinde onları Florida'nın şanına yakişir bir şekilde sahile götürelim dedik. Gel gelelim bahsettiğim sıcak hava ve sahillerin malum kirliliği bizi sabah erkenden çıkıp birkaç saatliğine kahvaltıyla yetinmeye mecbur bıraktı. Yetinmek diyorum ama daha oraya varır varmaz 'iyi ki de gelmişiz' diyeceğimiz bir hava ve manzara vardı.

Erken kalkmak ne kadar önemli aslında değil mi? Zamanınız olmadığını iddia ediyorsanız, bir hafta boyunca yaptıklarınızı saat saat yazdığınız bir çizelge hazırlayın. Bu tabloya faaliyet raporu da diyebiliriz:) haftanın sonunda aslında ne kadar çok boş vaktiniz olduğunu anlayacaksınız. Hele uykuya verdiğiniz saatlere şaşırıp kalacaksınız... 

Oysa sabah erken kalkmak, hele ki seher vakti güneşin doğuşunu karşılamak ne kadar büyük bir bereket ve huzur vesilesi.... 

Rabbimiz kitabında, “Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;” (Tekvir Suresi, 18 ) diye sabaha yemin ederken de bir yerde aslında bu meselenin önemini gösteriyor..

Hani bir söz var: "Aşıklar seherde uyumaz, uyuyanlar aşık olamaz" diye... 

Mesela ben eğer günlük okumak istediklerimi, özellikle Kuran-ı Kerimimi sabah okuyamamış olarak uyanırsam tembelliğim kat kat artıyor ve gün içinde okumam çok ama çok zorlaşıyor... Hele geç kalkmış olmanın vicdan azabı da zaten insanın sinirini bozmaya yetiyor öyle değil mi? 

Hani bir hikayecik var; 

"Halktan bazı insanlar gelerek Mevlânâ’ya sorarlar:

        -Ey Mevlânâ! Biz bu işe şaşıyoruz.

         Mevlânâ:

       -Hangi şeye?

        -Köpeklerle koyunlara.

        -Ne olmuş onlara?

        -Bir köpek yavruladığı zaman 3, 5, 7 kadar yavru yapıyor. Bir koyun ise yavruladığı zaman genellikle bir tane yavruluyor. Bu durumda köpeklerin daha çok, koyunların ise daha az olması gerekmez mi? Ama bakıyoruz dağ, taş koyun dolu. Köpekler ise az. Buna akıl sır erdiremiyoruz. Bunun sebebi nedir acaba?

        Mevlânâ şöyle cevap verir:

        -Köpekler sabaha kadar havlayıp gezer. Sabah olurken yatıp kuşluk vaktine kadar uyur. Koyunlar ise gece hafif aydınlanmaya başladığı zaman erkenden kalkar, otlamaya başlar. Köpekler gibi güneş doğana kadar yatıp uyumazlar. Erken kalkmada bereket vardır. Koyunlar, erkenden kalktıkları için onların soyunda bereket vardır. Sayıları onun için çok olur, diye cevap verir. "

Bir dakika ya, ben size Florida sahillerinde günün taze saatlerinde yapılmış sevimli bir kahvaltıdan bahsediyordum değil mi?:))

Evet, çok huzurlu bir sabahtı benim için.. Bir de kardeşim o gün evine dönmeyecek olsaydı.. İçimde burukluk da olmayacaktı ama buna da şükür..

İşte o sabahtan birkaç fotoğraf:

Klasik bir Florida manzarası: Palmiye ve sahil...






Oturup dinlenmek, belki biraz düşünmek için de işte tam bu fotoğrafı çektiğim yerde oturup denizi izliyorsunuz:))



 

Bir de, sabah erkenden kalkıp yaptığım poğaçaları da evde unutmayıp sahilde sıcak sıcak yiyebilseydik herşey daha güzel olacaktı:)))

Bereketli günler diliyorum:)) 


 


 


 


 


 






 
Devamını oku...

7 Nisan 2013 Pazar

Küçük Bir Orman Gezisi...

Amerika'ya ilk geldiğim zamanlarda dikkatimi çekenler listesinin başında bu insanların doğayla birlikte, ona mümkün olduğunca az zarar vererek yaşamayı becerebilmesiydi.

Misafir kaldığımız evin penceresinden dışarıya baktığımda çatıdan çatıya atlayan rakumları, yol kenarındaki geyikleri, ağaçtan ağaca zıplayan sincapları gördüğümde çok şaşırmıştım. Her evin penceresinde sineklik olduğunu görünce anladım ki, bu insanlar onları yok etmek yerine kendilerini mümkün olduğunca korumaya almışlar. Hele Florida'da şehir içindeki parkların içndeki küçük göllerde bile "timsahları beslemeyin" yazısını görünce şaşkınlığım daha da arttı. Timsah göreceğim, bir de besleyeceğim ha???

Bu ülkede şehir içinde giderken 100 metre içeri girseniz kendinizi vahişi doğanın:), ormanın içinde bulmanız çok muhtemel... Park girişlerindeki yılanların özelliklerini anlatan, bahsettiğim timsah uyarılarını içeren levhalar da olmasa aslında gerilecek bir durum yok da... :)

Herşeye rağmen burda doğa gerçekten çok güzel... Rabbim baktığımız sanat eserlerinde imzasını görebilmeyi lutfetsin...

İşte bu fotoğraflar da bu parklardan birine ait görüntüler....




           Korku filminden fırlamış bir sahne gibi olan bu ağaç gerçekten ilginçti...

                                     
                                                    Orman yolculuğuna burdan başlıyorsunuz...

                                          
                                                      Bu da hayret makamındaki küçük yolcu:)

                

                    Doğal hayat demiştim ya, bakın bu hayvanı ilk defa gördüm. O kadar ilginçti ki, durup hususi
fotoğrafını çektim, yanına yaklaştım, hayvan başını kaldırmadı bile...Heyecanla yerde ne arıyorduysa aramaya devam etti. Eve gelince araştırdım adı armadillos muş ve meğer hayvancağız iyi göremiyormuş....:)
                 
                                                         Bunlar da enfes manzaralar:

                                   








                                                                                                 
                                                                     


                                                



                                                                         Ve taa yol ikileşti:)


Ve malesef sonunda Türk mantığının çoğu zaman burda işlemediğinin isbatını bir kere de yaşamış olduk....

-Galiba park icin para vermek gerekecek, evet surdaki zarflari birakmislar parayi icine koymak icin (yani etrafta ille de abi park parasi diye gezinen otopark mafyasi olmasi gerekmiyor)
-Ama zaten bir saat sonra kapanacak park, etrafta kimse de yok bosver odemeyelim, Allah'in ormani iste...

Sonuc:


-Aaaa park cezasi yemisiz...
-Yok sadece uyari , simdi verirsek uyariyi kaldiracaklar. 
-Amaaan demek ki bir kere hakkimiz var belki bir daha gelmeyiz, gelirsek o zaman oderiz, hadi gidelim..

-Ya etrafta kimse de yoktu, kim gördü yaw aksam aksam.......:\\\

Kazasiz, belasiz, cezasiz gunler diliyorum:))




Devamını oku...