namazda huşuyu elde etmenin yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
namazda huşuyu elde etmenin yolları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Namaz Serisi: Namazda Allahu Ekber Derken... (9)

Namaz Serisi 1  2  3  4  5  6 7 8 9


İlk bu yazıyla başladık bu seriye.. Namaz öyle kıymetliydi ki, ona gelene kadar atılan her adım da kıymetli olmalı ve içinde farklı anlamlar taşımalıydı... Hissiyatımızı düzenlemeli, belki biraz dengelemeli, inancımızı ve bilgimizi sağlamlaştırmalı, ezanı, abdesti derinlemesine öğrenmeli ve namaza öyle başlamalıydık... 

İşte başlıyoruz şimdi: Allahu Ekber!

İftitah tekbiri


İftitah tekbiri namazın içindeki farzlarının ilkidir. Namaza başlarken elleri kaldırıp Allahu Ekber deme hareketidir.

Neden 'Allahu Ekber?'  Neden Elhamdulillah ya da La ilahe illallah değil? Çünkü Allahu Ekber demek, Rabbimizin o an aklımıza gelen dünyalık herşeyden daha büyük ve daha kuvvetli olduğunu ruhumuza duyurmak demektir....
Allahu Ekber bütün önemli duyuruların, ilanların içinde vardır: Namazda, ezanda, şeytan taşlarken, bayram namazında, vitir namazında...

Allah (cc) Ramazan ayından bahsettiği ayetin sonunda şöyle buyurur:

“Oruç günlerini tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden ötürü Allah’ı tazim etmenizi ister.”

Allahu Ekber dediğimizde Rabbimizle olan buluşma anına başlamış oluyoruz. 
Aslında diyoruz ki: Allah bizim işimizle alaklı sıkıntılarımızdan da, yemekte ne pişireceğimizden de, sürekli takip ettiğimiz dizinin en heyecanlı yerinden de daha önemlidir... Allah kalbimizde O'nun haricinde ne varsa, hepsinden büyüktür. Bu yüzden namaz esnasında hareketlerin her değiştiğinde Allahu ekber deriz- ola ki düşüncelerimiz dünyaya kaydıysa doğrulup kendimize gelelim.. 
Bilmem farkettiniz mi ama namazda sadece bir hareket esnasında Allahu ekber demiyoruz; o da rükudan kalkarken... Bu meseleye daha sonra geleceğiz inşallah.

Elleri Kaldırmak


Kul namaza başlarken ellerini kaldırır çünkü o an dünyaya ait ne varsa elinin tersiyle arkaya itmiş olur. O an Rabbimizle başbaşayızdır ve elini kaldırarak öncesinde bu u kendine fiziksel olarak da hatırlatır.
Birine teslim olmak istediğimizde de elimizi kaldırırız ya, onun gibi isteyerek, severek Allah'a teslim olmaktır ellerimizi kaldırmanın anlamı.

Allahu Ekber Gerçekte Ne Demektir?


Eğer Allahu ekber derken bunu hissetmiyorsak aslında bir bakma yalan söylüyor sayılırız. Çünkü dilimizle Allah'ın en büyük olduğunu söylesek de, kalbimizde dünya daha büyüktür.... Dilimize gelen kelimelerin öneminin farkında değiliz demektir...

'Allah' kelimesi bir tek Rabbimizin adıdır. O'ndan başka kimse bu şekilde çağrılamaz. Allah, ibadet edilen ve secde edilen demektir. Diğer isimleri insanları anlatmak için kullanılabilir belki ama Allah ismi bir tek O'nun içindir. (Bildiğim kadarıyla Rahman ismi de kullanılamıyor)

İsra suresi 111. Ayetin sonunda da şöyle denmiştir:


وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا
“… tekbir getirerek O'nun büyüklüğünü ilan et” (17:111)

Allah bizim anlayamayacağımız kadar büyüktür, belki kainata bakarak biraz anlıyoruz; denizlerden dağlara, ağaçlardan hayvanlara... Ordan insanlara...Hepsi Allahın büyüklüğünü ilan ederler. Mdem öyle biz neden bunu göremeyelim, hissedip ilan edemeyelim??

Evet, ellerimizi kaldırdığımızda dünyayı arkada bıraktığımız gibi günahlarımız da yavaş yavaş omzumuzdan aşağı dökülür. Raulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

"Kul namaza kalktığında bütün günahları başının be omzunun üstüne yerleştirilir, her rükuya ve secdeye gidişinde de bazıları dökülür gider." (Beyhaki, Sahih el-Cami)

Harika birşey bu değil mi? Bir başka harikalığı daha hatırlayalım mı? Allah size yüzünü döner. Resulullah ﷺ:

"Kul dönüp gitmedikçe Allah onunla yüzyüzedir" (ebu Davud)

buyurmuştur..

Namaza doğru atılan basit bir adımla, bir Allahu ekber demekle bile o kadar çok şey olur ki...  Bu işe tahsis edilmiş özel bir şeytan vardır mesela ve görevi namazda dikkatinizi dağıtmaktır. Namazda artık konuşmaz, artık kıpırdanmazsınız. Hatta bakışlarınız bile... Bakışlarınızı dahi yukarı kaldırmazsınız. Çünkü artık çok kıymetli bir huzûrdasınızdır... 

Başka bir hadis-i şerif:

Namazın tertemiz olmasının anahtarı, ona Allahu ekber diyerek başlamak ve esselamu aleykum diyerek kapatmaktır. ( Ebu Davud )

Allahu ekber deyince akla gelmesi gereken başka birşey de şu koca kainattaki küçüklüğümüzdür. Bizler şu koca zannettiğimiz dünyada ne kadar küçüğüz... (Ve şu koca zannettiğimiz dünya güneş sistemi içinde ne kadar küçük.... Güneş sistemi ise samanyolu galaksisi içinde küçük bir nokta gibi ve kimbilir kaç milyon galaksi var... Rabbimiz ise bu muntazam düzeni çok kolay idare edebiliyor.... 

Aynı zamanda da, kara gecede kara taşın altındaki kara karıncanın ayak sesinden haberdar.... )

Allahu Ekber!

Rabbimiz namazımızda da bize bu farkındalığı lütfetsin, amin...

                       
   
  




Devamını oku...

8 Haziran 2013 Cumartesi

Namaz Serisi: Meğer Ne Gizli Hazineymiş Bu Ezan....(7)

Namaz Serisi 1  2  3  4  5  6  7 8


Seriyi takip ediyorsanız farkedersiniz; artık yavaş yavaş naazın içine girmeye başlıyoruz. Bu hafta ezandan bahsedeceğiz, sonra sıra abdeste gelecek inşallah. Ezan hep özeldi de bu yazıyı okuduktan sonra daha özel hale geldi benim için....

Namaz İklimine Girerken

Birçoğumuz namazın tekbir getirip 'Allahu Ekber' demekle başladığını zannetse de aslında gerçekte durum farklıdır. Namaz çok daha önce başlar. Bakın şu hadis-i şerifte Efendimiz ﷺ ne buyurmuş:

لا زال أحدكم في صلاة ما انتظر الصلاة

Kişi, namazı beklediği süre içerisinde de namazda sayılır.( Buhari, Müslim)

Erkekler için, bu hadis cemmat için camiye gidip orada bekleme süresini kapsıyor. Hanımlar içinse, camiye gitmemişlerse şayet, bu süreç abdest alıp, namaz için uygun kıyafetleri giymek için harcadığımız zamanı kapsıyor.

Gizli Bir Hazine

Namazın -çok da farkında olmadığımız- değerli parçalarından biri de ezandır.(hasret kaldığımız ezanlar...)
Ezanın anlamını hissetmenin lezzetini hiç tattınız mı bilmiyorum ama kim ki bu tadı yakalar, namazda da işte huşu dediğimiz noktaya da yaklaşmıştır.

(Ankaradayken Kocatepeye gidip tam ezan okunurken yurt dışındaki arkadaşım duysun diye telefonla onu aradığımı hatırlıyorum, kıymetliydi ezan... O zamanlar hicret dendi mi burnumun direği sızlardı)

Peki ezanla huşu arasında nasıl bir bağlantı olabilir?

Şeytan namazdan nefret eder öyle değil mi?

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: 

"Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek'at namaz kıldığını bilemez olur."

Buhârî, Ezân 4, Amel fis'-salât 18, Sehv 6, Bed'ü'l-halk 11; Müslim, Salât 19, Mesâcid 83. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 31; Nesâî, Ezân 20

Bu hadisteki benzetme çok hoştur aslında. Şeytanın kaçışı ansızın büyük korkuya düşüp de dizlerinin bağı çözülen, kasları gevşeyip sinir sistemi alt üst olan insanın hali gibidir. Ona -af buyrun- yellenme isnad edilmiş olması bu korku halinin şiddetini anlatmak içindir. Ancak biraz araştırınca bazı alimlerin bunun gerçek anlamda da olabileceğini söylediğini gördüm. Mesela Tibi de şeytanın ezanı işitmemek için kendi sesiyle kendini meşgul ettiğini, onun bu tavrının çirkinliği sebebiyle, çıkardığı sesin çirkinliğinin yellenmeye benzetildiğini söylüyor. Önemli olanın şeytanın ezan sesinden ciddi rahatsız olduğunu anlamış olmak deyip mevzuyu daha fazla uzatmıyorum.

Daha ezan başlar başlamaz, şeytan bizim dikkatimizi dağıtmaya çalışıyor, çalışıyor ki namazın güzelliklerinden istifade edemeyelim. Peki o zaman ezanı bu kadar özel kılan ne, biraz onu düşünelim mi?

Ezan Bir Fırsattır

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
"Müezzin, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru herşey onun lehinde şehadet eder, namaza katılan kimseye yirmibeş kat namaz yazılır ve iki namaz arasındaki (günahları) affedilir."

Kaynak: Ebu Davud, Salat 31, (515); Nesai, Ezan 14, (2, 13); İbnu Mace, Ezan 5, (724) 

Şimdi diyeceksiniz ki, bu hadisin benimle ne alakası var ben müezzin değilim ki... Ama merak etmeyin aynı sevabın size de yazıldığını müjdeleyen başka bir hadis daha var:

Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Müezzinler (sevapça) bizden üstün oluyorlar. (Onlara yetişmemiz için ne tavsiye edersiniz?) diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Onların söylediklerini sen de tekrar et. Bitirip sona erince dilediğini iste, sana da (aynı sevap) verilecektir" cevabını verdi. (Ebu Davud)

Heyy gözünü sevdiğim rahmet dini:)))

Ezan 'Allahu Ekber' sedasıyla başladığında, bu bize o an her ne ile uğraşıyorsak, Allah'ın uğraştığımız şeyden büyük olduğunu hatırlatır... İzlemekte olduğumuz televizyon dizisi, okumakta olduğumuz bir yazı, o an ettiğimiz muhabbetler... Ve  ezanı duyunca doğruluyor olmak da aslında 'La ilahe illallah' ın anlamında gizlidir. Tek olan Rabbimize inanmak... Eğer o an yapmakta olduğun şeyin daha önemli olduğunu iddia ediyorsan aslında bir yerde Allah'ın huzuruna çıkmanın daha az önemli olduğunu iddia ediyorsun. 

Biliyorum ki hiçbirimiz bunu sözlerimizle bu şekilde ifade etmeyiz ama işte esas olan fiiliyatla da öyle ifade etmemek sanırım... Yine nefsime bir sille-i tedip olsun bu!

Güç ve Kudret Sadece Büyük Olan Allahın Yardımıyla Elde Edilir (La havel ve la kuvvete illa billah)

Hepimizin bildiği gibi ezan okunurken müezzinin söylediklerini tekrar ederiz. Ancak müezzin 'Hayya ale-l salah' ve 'hayye ale-l felah' derken biz 'la havle ve la kuvvete illa billah' deriz...

Niye böyle olduğunu hiç düşündünüz mü?
Çünkü biliyoruz ki, Rabbimizin yardımı olmadan ne namaza kendimizi tam olarak vermemiz mümkündür, ne de namazı eksiksiz kılmamız...

Çağrı

Asla unutmayalım ki ezan bir çağrıdır; hatta en güzel çağrıdır çünkü bu çağrı size En Güze Olan'la buluşma vakti olduğunu hatırlatır. 
En gerçek dostla, hiç bırakmayanla, en güçlü olup isteklerimizin hepsine cevap verebilecek olanla... 
Sevdiğimiz biriyle buluşmaya giderken, buluşmadan önce tatlı bir heyecan hissederiz ya... İşte bu da böyle olmalı.. 
Olmalı ya.. Olmuyorsa sevgi dereceni kontrol etmelisin:( 
Bu tatlı heyecan, o sevdiğimiz bize 'seni on dakika içinde bekliyorum' dediğinde başlar... İşte bu his buluşacağınız kişinin sizin için özel olduğu anlamını taşır, bunu gösterir.

Hz Ayşe'den rivayetle Resulullah ﷺ buyurmuştur:

"Kim Allah'a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister" (buhari)



İşte ezan size o anın Allah'a kavuşma anı olduğunu söyler. O zaman diyebiliriz ki, kim Allah'ı gerçekten seviyorsa, bu fırsatın üzerine hemen o an atlayacaktır, vakit neredeyse çıkmak üzereyken değil...
Bakın Hz Musa ne demiş:

وَمَآ أَعْجَلَكَ عَن قَوْمِكَ يَٰمُوسَىٰ قَالَ هُمْ أُولَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِى وَعَجِلْتُ إِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضَىٰ

“83 – Hem seni halkından çabucak ayrılıp gelmeye sevkeden “sebep ne ey Mûsâ?
Hz. Mûsâ, ümmetinden 70 kişi seçerek Tevratı almak üzere onlarla Tûr’a gidiyordu. Kendisi, Rabbine olan şevkinden ötürü ilerleyip o yetmiş nakibi geride bırakmıştı.
84 – “Onlar, dedi, beni izliyorlar. Benden daha çok razı olman için sana kavuşmakta acele davrandım ya Rabbî!”

(20,83-84)

Bakın Hz Musa, Allah'a kavuşmak için nasıl da acele etmiş? İşte bu gerçek aşk.....

Ezanın tadına varırsak inşallah namazın tadına da varacağız.
Rabbim namazlarımızı razı olacağı hale getirsin inşallah, amin...




                           
Devamını oku...