13 Mayıs 2014 Salı

Somada Bugün Babasız Kalan Çocuk



Haberleri izlemeyi zaten sevmezdim, şimdi hiç varmıyor elim açmaya...
İnsanların hastane önünde nasıl ümitle ve korkuyla ambulans beklediğini görmeye dayanamıyor insan..
Gözlerindeki ifadeler ne kadar da çok şey anlatıyor!
Oraya getiremedikleri çocuklarını düşünüyorum sonra...
Bir anda babasız kalan yüzlerce çocuk, babasının eve döneceğini sanarak kendince oyun oynuyor şu an...

Erken büyümek zorunda kalan çocuklar...
Ve "babam nerde" sorusuna muhatap olacak annelerin içlerinin nasıl yanacağını hayal etmeye çalışıyorum kendimce.

Soma'da bugün babasız kalan sevgili çocuk, kızlarımı uyuturken senin için de ninni söyledim bu gece, aklımda hep sen vardın..

....

Ya imanımız olmasaydı...
Ne kadar zor olurdu başa çıkmak.
Öyle dua edelim hep birlikte, Rabbim kalbinizdeki imanı arttırsın, çünkü başka türlü baş edemezsiniz...

El Fatiha.....




Devamını oku...

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Namaz Serisi (13): Rahim ve Rahman İsimleri, Hesap Günü ve Kurtulma Çaresi

Namaz Serisi 1  2  3  4  5  6 7 8  9  10  11  12  13


Uzun süre ara verdim bu seriye farkındayım ama ara vermiş olsam da inşallah bitirmeye niyetliyim:)

En son Fatiha suresine başlamıştık bu yazıda da kaldığımız yerden devam edeceğiz. Rahman ve Rahim isimleri üzerinde duracağız özellikle...

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Fatiha bizimle Rabbimiz arasında bir diyalog aslında. Dolayısıyla da bu sureyi okurken Rabbimizin bize cevap verdiğini, bizi muhatap aldığını unutmamamız gerekiyor. Dünyadaki herhangi bir kul olarak belki ama hepimize ayrı ayrı cevap verildiğini unutmadan....

Cenab-ı Hakk Kendini tanıtırken 'alemlerin Rabbi' ifadesinden hemen sonra bu iki ismi kullanıyor: Rahman ve Rahim.. Esirgeyen ve Bağışlayan. Neden peki? Çünkü Rabbimizin ilahlığı merhamet üzerine dayandırılmış...
O alemlerin Rabbi, bunu okuduğumuz zaman doğal olarak şu soru geliyor aklımıza: "Nasıl bir Rab'den bahsediyoruz?" 
Bu soruyu Kendi cevaplamış Fatiha suresinde:

O Rahman ve Rahim'dir..

Fatiha suresini okuyan birçok insan Rahman ve Rahim kelimeleri arasındaki farkı bilmez. Bu iki kelime genelde Esirgeyen (ki ben bu ifadeyi niyeyse pek sevemedim hiç. Neyi esirgiyor ki Rabbimiz bizden bunca nimet içinde yüzerken... Tabi kasdedilen anlam bu değil ama işte yine de...)

Rahman ismi kainattaki tüm varlığa gösterilen merhametin kaynaği olan isimdir.
Rahim ismi ise sadece inananlara ahirette gösterilecek daha özel dairedeki bir merhametin kaynağı olan isimdir.

Peki neden hemen bu ayetin arkasından "din gününün (hesap gününün) sahibi" ifadesi geliyor? Çünkü öyle almasaydı kalbimiz dehşetle dolardı.( yine denge var yani, mecburuz hem korkup kendimize çeki düzen vermeyi hem de sonuna kadar ümitle durmayı öğreneceğiz)

Daha önceki yazılarda bahsettiğimiz gizli anahtarı hatırlıyor musunuz? 
Allah'la konuşuyor olmak...
O zaman bundan sonra Rahman ve Rahim derken Rabbimizin bize "kulum beni sena etti" şeklinde karşılık verdiğini unutmayalım....

Gelelim bir sonraki ayete:

مالك يوم الدين

Din gününün sahibidir.

Her ne kadar biz Malik kelimesini 'sahip' olarak çevirsek de aslında Melik diye okusak bu sefer de 'hükümdar' anlamına gelir ki o da doğrudur. Çünkü Allah hem malik hem meliktir. Din gününün sahibi de, o gün hükmedecek olan da O'dur.

"Din günü" derken aslında nasıl bir gün olduğunun çok da farkında olarak söylemiyoruz. O gün öyle bir gün ki, burda yaptığımız herşeyin hesabını vereceğiz. ( burda belki de en yakınlarımızdan bile sakladığımız herşeyin...)
Acaba Rabbimiz zaten 'alemlerin Rabbi' olduğunu söylemiş ve ifade din günü de kapsarken acaba neden tekrar bugüne vurgu yapmıştır? (Cevabı bilmek basit de, Rabbim idrak lütfeylesin)
Tabi ki bize kesin dönüşü ve bu dünyada sahip olduğumuz herşeyi bu dünyada bırakıp yanımızda götüremeyeceğimizi hayırlatmak için... 
Eğer O izin vermezse o gün şu sürekli konuşan dilimiz bir kelime bile söyleyemeyecek.

Allah (cc) buyurmuştur:

O gün ruh (Cebrâîl) ve melekler saf saf olarak ayakta durur. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kimseden başkası konuşamaz; ve (o konuşan da ancak) doğruyu söyler! (78:38)


Unutmamak gereken bir husus daha var. O da; din gününün düşündüğümüzden çok daha yakın olduğu. İnsan öldüğünde hesap günü onun için başlamıştır aslında. Kimse bu durumdan kaçamaz. Eğer biri kaçabilseydi bu Efendimiz (sav) olurdu. Ama O bile ölürken, gözleri yaşarmış ve 

لا اله الا الله ان للموت سكرات

'Allah'dan başka ilah yoktur, şüphesiz ölüm ızdırabı vardır' (Buhari) demiştir.

Mahşer Günü

Hepimiz biliyoruz ki, kıyamet gerçektir... Ayet-i kerimede buyrulduğu gibi:

1- Güneş, tekvîr edildiği (dürüldüğü, nûru nârından ayrıldığı, ışığı giderildiği) zaman!

2- Ve yıldızlar, (karartılarak) döküldüğü zaman!

3- Ve dağlar, yürütüldüğü zaman!

4- Ve yüklü develer, başıboş bırakıldığı zaman!

5- Vahşi hayvanlar, bir araya toplandığı zaman!

6- Denizler, tutuşturulduğu zaman!

7- Nefisler, birleştirildiği (ruhlar, bedenlerle bir araya getirildiği) zaman!

8- Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman!

9- Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman!

10- Sayfalar (amel defterleri), açıldığı zaman!

11- Gökyüzü, (yerinden sökülüp) koparıldığı zaman!

12- Cehennem, iyice alevlendirildiği zaman!

13- Cennet, yaklaştırıldığı zaman!

14- Her nefis, (hayır ve şer) ne hazırlamış olduğunu bilecektir!

(81:1-6).


Anlayabilmek adına yeryüzünde olan kasırgaları, tsunamileri, depremleri, selleri düşünelim. Tabi ki bunlar kıyamet gününe kıyasla hiçbirşeydir.
Mezarlarımızdan çıkacağız ve inanmayanlar şöyle diyecekler:

Derler ki: “Eyvâh bize! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın va‘d ettiği şeydir; demek peygamberler doğru söylemiş!” (36:52)

O gün güneş iyice yaklaşacak, insanlar terledikçe terleyecek öyledikçe bazılarının terleri çenelerine kadar gelecek... Sadece yedi grup insan arş-ı alanın gölgesinde gölgelendirilecekler. Geri kalan herkes sıkıntının tam orta yerinde olacak. Ta ki birden,

Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği (zaman)! (89,22)

Allah'ın nuru gökleri kaplayacak,

 “O gün (herkes) o çağırıcıya (İsrâfîl’e) uyarlar; ona karşı yan çizmek yoktur. Öyle ki, Rahmân(’ın heybetin)den dolayı sesler kısılmıştır; artık seslerin en hafîfinden (yalvaran dudakların kıpırdaması, korkulu ayakların hışırtısından) başka bir şey işitmezsin!”(20:108)


Peki o gün kim kutulacak?

İşte cevap Fatiha suresinin bir sonraki ayetinde;
"Ancak Sana kulluk eder ve ancak Senden yardım dileriz"

Gönülden bu ayeti söyleyebilenler...

İsbatı?

Şânım hakkı için, Nûh’u kavmine (peygamber olarak) gönderdik; bunun üzerine (onlara) dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin; sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! Şübhesiz ki ben, sizin üzerinize büyük bir günün azâbından korkuyorum!” (7:59)

Yani hesap gününün sahibi olan Allaha hakkıyla ibadet etmek, bizi o günün dehşetinden kurtaracak inşallah. Bu cümleleri söylerken Rabbimizin nasıl Melik ve Malik olduğunu, Ona nasıl döndürüleceğimizi ve bizi Ondan başka kimsenin kurtaramayacağını hatırlamamız lazım.

Rabbim namazlarımızda bize bu huşuyu nasib etsin inşallah... Amin!










Devamını oku...

31 Mart 2014 Pazartesi

Nerelerdemiyim? :)

"Neden yazmıyorsun?" diye soran arkadaslarım var sağolsun..

Yokluğumu farkeden, yazdıklarımı okumak isteyen..


Şu sıralar pek bir yoğunum, çocuklu anneler hep öyle gerçi değil mi? 

Evlenmeden önce sürekli meşgul olduğundan şikayet eden ev hanımlarını anlayamazdım. 

Ama haklılarmış! En azından çocuğun varsa...


.....



Hani insanın hayatında dönüm noktaları olur; kocaman değişikliklerin olduğu, hayatının artık eskisi gibi devam etmediği...

Düşünüyorum da benim en büyük dönüm noktam 2010 yazında olmuştu. Peşpeşe mezun olup, evlenip, Amerikaya gelmiştim çünkü. Hayat tarzım, yaşadığım yer değişmişti.


Şimdi bir dönüm noktası daha yaşıyoruz ailecek. En çok da küçük kızım!

Ailenin tek prensesi olma dönemi bitti çünkü, annesini anneannesinden bile kıskanan kızım şimdi sürekli kucağında bir ortakçı görmekte...


Yaa evet, bir kızım daha oldu. Artık iki minik kız anmesiyim ben. Pek bir eğlenceli geliyor bunu söylemek:) 

Rabbime sonsuz hamd olsun, acılarını sıkıntılarını yaşatmasın. Hayırlı sağlıklı uzun ömürler versin inşallah...


Eğlenceli dediysem, tabi hayat o kadar kolay değil.. Dünyaya uyum sağlamaya çalışan, en byük uğraşı yemek ve onu boşaltmak olan minik bir bebekle, 'noluyoruz ya bu kardeş de nerden çıktı şimdi' diye düşünen ve etrafta sürekli benim canım sıkılıyooo diye ilgi çekmeye çalışan başka bir minikle yaşamak o kadar da kolay değil.


İşte böyle...

Dünya hayatı denen şu tuhaf yolculukta bir mutluluğum daha oldu. Sanırım artık ucuz mutluluk bulmak benim için daha kolay olacak;)



Rabbim ihtilafın kol gezdiği, insanların bir 'tuhaf'laştığı şu günlerde, gelişini yaşlı dünyamız için hayırlara vesile kılsın inşallah.


Hep insanlık adına çalışan, her daim hakkı gözeten, rıza-i İlahi hedefinden hiç şaşmadığın bir hayat nasip etsin sana.


Hoşgeldin bebeğim...


 


(Artık uyusan diyorum...:)))



Devamını oku...

19 Şubat 2014 Çarşamba

Çığlık-Hz Fatıma'nın Şiiri

Karadır rengi ayrılıkların...
Hasretse, yaşanabilecek en zor duygunun adıdır bence.
Aşktan da zordur, çünkü aşkta arada mutlu olur insan...
Hasretse içinde cam olan birşeylerin kırılıp kırıkların kalbine batması gibidir, acıtır...
....

Nasıl bilmiyorum, Hz Fatıma düştü aklıma gece gece...
Hasret deyince O geldi aklıma ya da Hz Fatıma deyince hasret...

Hani hakkında "Fatıma Benden bir parçadır" övgüsü olan Hz Fatıma..

Hani, Babasının yakında vefat edeceği haberini alınca önce acı dolu bir çığlık savurup tesellinin ardından teskin olan Hz Fatıma....

Çığlık atar çünkü çok yakında kendini terkedeceğini öğrenir babasının...
Rahatlar çünkü müjde büyüktür: Bana en çabuk kavuşacak olan sensin....

Evet evet çabuk öleceği müjdesi! verilmiş kendisine...
O da mutlu olmuş, rahatlamış.

Baba Resulullah (sav) olur da, ayrılığa dayanılır mı hiç...
Hangi evlat onun kadar sever ki babasını ve hangi baba-kız ayrılığı onlarınki kadar zor olurdu ki...

Hz Fatımanın çok özel yeri olmalı Babasında...
Düşünün bir kere, diğer evlatlarının hepsini Kendi elleriyle gömmüş toprağa. Bir tek kızı kalmış geriye. 

.....

Bir çığlık hayal ettim az önce, karanlığı delip geçen...
Babası Resulullah (sav) olan bir kız evladın Babasının vefat haberinin karşılığı bir çığlık...

Ve bu şiir düştü kalbime: 

Üzerime öyle musibetler döküldü ki;
Bu elemler, gündüzlerin üstüne dökülseydi,
Nurlu gündüzler,simsiyah gece kesilirdi…

Ben birtek bu mısraları biliyordum.

Hz Fatıma'ya ait bu mersiye şiirinin tamamını bulmak için bir mini bir araştırma yaptım az önce:

“O gün ; gökyüzünün ufukları bozardı…
Gün ortasında,güneşin ziyası köreldi…
Evvel zamanların ve sonraki vakitlerin, kainatı karardı…
Peygamberin vefatından sonra dünya,
Hüzün ve kederden bir kum yığınına döndü…
Artık şimdi;Doğuların ve Batıların bütün şehirleri Ona ağlasın!
Mudar ve Yemen’in bütün kabileleri matem tutsun…
Üzerime öyle musibetler döküldü ki;
Bu elemler, gündüzlerin üstüne dökülseydi,
Nurlu gündüzler,simsiyah gece kesilirdi…
Ey, Rabbinin davetine icabet eden Babam!
Ey,Makamı Firdevs Cennet’lerinde olan Babam!
Ey, Cebraile ölüm haberine verdiğimiz Babam!
Ey, benim aziz Babam! Sana Rabbinin daveti!
Ey,benim aziz Babam! Yerin Firdevs Cenneti
Ey,benim aziz Babam! Derdimizi ancak Cebrail’e yanacağız!”


Ne güzel olur cennette beraber olsak!

Devamını oku...

24 Ocak 2014 Cuma

Müthiş Bir Anlayış...

Uykusuzluk ne zor...

Ve vakitsizlikten kıvranan bir insanın uykusuzluk çekerken, uyuma çabaları adına bir o yana bir bu yana dönmesi, saatlerce uğraşması ne anlaşılmaz...


En kıymetli vakit geceyken, niye ille de uykuya hapsolmak için çabalıyorsun diye kızıyorum kendime... 

Tamam gece uyumayınca gündüz çok zor geçiyor ama olmuyor işte, cins bir insanısın sen yine uyuyamayacaksın. Kalkmak için dakikalarca uğraşacağına baştan kalksan da, 'ilk uyandığımda kalksaydım şimdiye kadar şunları şunları yapardım' savaşından kurtulsan ya:)


Nefis hep rahatı mı istiyor diye düşünüyor insan.

Hz Mevlanaya atfedilen bir söz var ki bayılırım, altı çizili cümlelerimdendir:


"Bir işi yaparken nefsimle istişare eder, sonra ne derse tersini yaparım"


Ne müthiş bir anlayış....

Bir düşünün bakalım, bu anlayışla yaşasak hayatımız ne kadar farklı olurdu?



Hayırlı Cumalar...


Bu müthiş dua da Cuma duamız olsun:



Devamını oku...

11 Ocak 2014 Cumartesi

Herşeyi Bilen Adam



                                                           Önce bu videoyu izleyin:


Eğer açılmazsa linki burda:

http://m.youtube.com/watch?v=jLh8PsjOv1I

Bir şekilde online olan, telefonda konuştuğunuz ya da mesaj olarak attığınız hiçbir bilgi yok olmuyor..

Biraz ürkütücü değil mi? 

Aslında vakti geldiğinde herşeyin kaydedildiğini zaten göreceğiz de... 
Bu dünyada olmasa da...


Biz yine de şu internet işine dikkat etsek iyi olacak.
Bu kadar beğenilme, farkedilme isteğinde olmasak belki de:))

Videoyu gönderen arkadaşıma teşekkür ediyorum:)

Devamını oku...

5 Ocak 2014 Pazar

Oyuncağa Dönüşen Resimler:)



Ne kabiliyetler var şu dünyada!
Bazen diyorum, acaba benim de keşfedilmemiş ve keşfedilmeyi bekleyen bir kabiliyetim var mıdır?:-/
İtiraf etmek gerekirse pek ümitli değilim...

Nasıl, nerden buldum şimdi tam bilemeyeceğim ama "Childs own studio" diye bir site buldum. Bana çok orjinal geldi bayanın yaptıkları.
Şöyle ki;
Çocuğunuzun istediğiniz bir resmini gönderiyorsunuz, size yumuşak bir oyuncak olarak yapıp gönderiyor. 

Bakın bazı örnekleri bunlar:












Hoş, değil mi?

Birgün çocuğunun resmini oyuncağa dönüştürmüş nerden aklına geldiyse ve çocuğu bundan çok hoşlanınca bu işi meslek haline getirmiş. Yüzlerce yapmış şimdiye kadar...

Çocuğunuz için gerçekten hoş bir hatıra ve ilginç bir hediye olabilir. Dünyada tek olması ve ona özel olması da ayrıca güzel öyle değil mi?












Devamını oku...