Çok sıkıntılı olduğum bir dönemdi. Sanırım her insanın olur öyle zamanları, hani "üç nokta değil üç yüz nokta da yetmez ne kadar yarım olduğumu anlatmaya" cinsinden...
İstanbul'da olsam Üsküdar'a giderdim de, o dönem Ankara'da olduğumdan kendimi mecbur önce Kocatepe'ye ardından kitapçıya atmıştım... Kitapların arasında bu kitabı görünce de sanki o gün oraya benim için konmuş olduğunu düşünüp kendisine elimi uzatmış ve hiç düşünmeden satın almıştım.
Kitabın kapak resmi de dikkatlice bakıp üstüne düşünmeye değer....
Kitap şu sözle başlıyor:
"Kim musibete uğramış birini teselli ederse onun o dert sebebiyle kazandığı sevap kadar sevap kazanır"
Hadis-i Şerif ( ibn-i Mace)
Kitabın bölümlerini de şöyle sıralayabiliriz:
- Anlamsızlığın tesellisi
- Yalnızlığın tesellisi
- Hüznün tesellisi
- Ölümün tesellisi
- Ayrılığın tesellisi
- Çirkinliğin tesellisi
- İhtiyarlığın tesellisi
- Aşk acısının tesellisi
Sonunda da teselli eden sözler ve züğürt tesellisi bölümü var ki bence gayet sevimli olmuş.
Kitaptan küçük bir hikaye:
'Rivayet odur ki eski zamanların birinde bir ârif kişiye göklerden "ne istersin?" diye bir ses geldi. Cevabı şu oldu: "İstememeyi isterim." Çünkü, bütün elem ve kederler birşey isteyip onu elde edememekten kaynaklanır. İstemezsen keder de ortadan kaybolur. Bu istek histerisi çağında hep bir istekten diğerine savrulan tüketim köleliği zamanında bu sözler daha bir derinden düşünülmelidir....'
'Yalnızlığın ıssız çöllerinde Sahibini anmanın, O'nun düşüncesiyle dolmanın şevkiyle bir derin dondurucuda unuttuğumuz kalbimizin buzları çözülür.'
'Bir bataklıkta yaşansa bile yıldızların seyrine daldıran yüce yalnızlık... Bizi bitiren, eriten, tüketen değil çoğaltan, bir iken milyon eyleyen bereketli yalnızlık...
Daha birçok hoş cümle var alıntı yapılabilecek ama kitabı okusanız daha güzel olur diye bu kadar yeter sanırım...
Aslında uzatmaya gerek yok bence:
Kaderimiz kef'le yazılmış olsa da, kaderden emin olan kederden emin olur!